Kayıtlar

Kasım'da Her Şey Bir Başkadır

Resim
Uzun yıldır "Ne aydı ama!" dediğimi anımsamıyorum. Kasım ayının ilk gününden itibaren şu son gününe dek benim için sürekli bir telaş, heyecan ve yüreğin ağızda olma hali vardı.

Güzel anlarla ve yeni açılımlarla dolu geçti. Eskinin güzelliklerinin yinelenmesi, bir üst düzeye çıkarılması anlarıyla taçlandı. Anlatayım, efendim.
Türk Toraks Derneği'nin Bülten ve İnternet sorumluluğuna aday olup seçimde bu onura hak kazanmamdan sonra paçalarım tutuşmuş, hakkını verebilmek için kolları sıvamıştım. Sosyal medya kısmı en zayıf olduğum alandı. Adaylığımı açıklamanın hemen öncesinde bir tweeter hesabı açtığımı söylersem düzey anlaşılır sanırım. Bültenin sevdasına bu yola girmiştim ve kucağımda kocaman karmaşık bir ağ bulmuştum. Ucunu aramaya koyulduğumda umutsuzluğa kapıldım. Tek başıma yapabileceğim bir iş değildi. Ekip oluşturmalıydım. Onun için de bir kısmı ile yüz yüze karşılaşmadığım, ama sosyal platformlarımızda aktif olduğunu bildiğim, konu ile ilgili yetkinliklerine ve il…

Sıradaki...

Resim
İnsanın hayalleri olacak ki gerçekleri olabilsin. Ne kadar uzun zamandır söylüyorum bunu.

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 2016 Mezuniyet töreninde mezunlar adına konuşmamı yaparken de söylemişim.

Bugün o konuşmayı youtube kanalıma yükledim. Dün elime geçmişti. Bugünü bekledim çünkü ALES sonuçlarının açıklanacağını biliyordum. Yüreğim ağzımda bekliyordum. Sabah güzel haberi aldım. Yüksek lisans ve ardından doktoraya yetecek puanı alabilmişim. Dil sınavı ve mezuniyet not ortalamam da yeterli. O zaman sırada nerede yapacağımı seçip başvurumu gerçekleştirmek var. Sonra? Sıradaki....

Aşağıdaki link aracılığı ile youtube kanalımdaki konuşmama erişebilirsiniz. Oradaki diğer videolara bakmak da isteyebilirsiniz.
AÖF mezuniyet töreni konuşmam 2016







Tren Yolculuğu

Resim
Tren biletini cebime koyduğumdan beri aklım başımda değil. Uzun zamandır düşlediğim bir yolculuk gerçekleşecek; bu bilet de onun somut kanıtı, ama aklımı başımdan alan bundan çok fazlası. İki gün önce, ani bir karardı. Ayaklarım beni gara götürmüş; ayrımında değildim. Hep olduğu gibi üzerinde uzun uzadıya düşünebilir, birikmiş ve birikmeye devam eden işleri, sorumlulukları gerekçe göstererek hevesimi yatıştırabilir, gidişimi bir türlü gelmeyen bir geleceğe erteleyebilirdim. Buna olanak kalmadan bilinçaltım kontrolü ele aldı. Kendimi bilet gişesinin önünde buldum. O anda da cayabilirdim ama, zamanın artık geldiğini ta içimde duyuyordum.
Sonrasını bilinçli getirdim. “Denizli-İstanbul trenine bilet lütfen…” Gişedeki adamla trenin kalkış saati dışında hiçbir şey konuşmadık. O, gün boyu türlü türlü soruya, hiç de işi olmadığını içinden yineleyerek yanıt verdiği için bu suskunluğa minnet duydu. Ben ise içimden kendimle konuşmaya kendimi iyice kaptırmıştım. Hiç sormadan fazlaca bir miktar par…

Orada Bir Doktor Vardı Uzakta

Resim
Ben doktorum, bir kadın doktor... Cinsiyete dayalı bir tanımlama yapmak istemezdim ama yazımı okuyunca neden böyle söylediğimi anlayacaksınız. Şimdi bir Tıp Fakültesinde öğretim üyesiyim. Onca koşturmadan sonra geriye bakıp neler yaşandı, diye düşünmeye sıra geldi sonunda. Meslek serüvenim uzun bir süre önce başladı. O zamanlar doktorlar zorunlu göreve gidiyordu. Fakülteyi bitirdikten sonra iki yıl pratisyen hekim olarak çalışmadan diplomamızı alamıyorduk. 

Tıp Fakültesinin son sınıfını bitirdiğimde iki arkadaşımla birlikte, Belçika’nın Gent kentine staja gitmiştik. Kendi isteğimiz, kendi olanaklarımızla. Üniversite hastanesinden seçtiğimiz bölümlerle yazıştık, kabullerimizi aldık, ayarlamaları yaptık ve bir ay geçirmek üzere yola çıktık. Yaşamımın dönüm noktalarındandır, ama bu başka bir anlatı konusu. Yine de oradaki deneyimimden birkaç alıntı yapmazsam daha sonraki karşılaştırma yeterince gerçekçi olamaz. Bir aylık süre boyunca genel cerrahi bölümünde staj yaptım. Beklediğim üzere am…

Duygudan Mürekkep Ruhum

Resim
Nasıl ve neyi biriktirdiğimizi bilmeden geçen belirsiz bir zamanın herhangi bir yerinde dışarı taşmasını önleyemediğimiz duygunun boyutunu anlamlandırmakta zorluk çekiyorum. Böyle afili ve yer yer de muğlak bir tümce kurunca, karşımdakinin ne kadarını ve hatta nasıl anladığını bilme şansı olmuyor.
İnsan belli bir yaşa gelince, biriktirdiklerinden süzdüğü özlü sözleri sık sık kullanıyor. Benden daha önce defalarca duyulduğunu bildiğim böyle bir söz beynimde dönüp duruyor: "Duygusallık" ile kastedilen durum, işimizi yapmaya engel görülüyor olabilir, ama "Duygululuk" değil. İnsanız ve duygular bunu belirliyor.  Şimdi, bu yazdıklarım da havada kaldı.
Böyle zamanlarda imdada yetişen "insana dair hikâyeler" oluyor.  Anlatayım.
Bu sabahki hasta listemde yer alan isimlerden birini sırası gelince çağırdım. İçeri sağlıklı görünen bir adam girdi. Uzun boylu ve yapılıydı. Yalnız gelmişti. Şaşırtmadı. Bir hastaya eşlik eden yakını olması için mutlaka yaşlı olması gerekmi…

Çoğalttığımız Kadarız

"Sağlam çocuklar yetiştirmek, bozulmuş yetişkinleri düzeltmekten kolaydır"
Dostoyevski

Kaç haftadır aklımda dönüyor. İlk duyduğum anla karşılaştırılınca etkisini çok daha fazla hissediyorum. Hatta dehşete kapılmaya başladım. Çok az olay bu etkiyi yapmıştır. Başta ciddiyetini anlayamadığı olay sık değildir yani. 
Daha geçenlerde yazdım; mini mini birler başlıklı yazımın bir yerinde üçüncü sınıflarla kliniğe giriş dersi yaptım diye söz etmiştim. İşte o dersin sonundaki bir geri bildirim tümcesi, suya atılan taşın çıkaracağı dalgalar gibi büyüyor ve çoğalıyor içimde. Bir metafor gibi ya bu, değil aslında. İçimde somut olarak hissediyorum o dalgaları; en büyük çapa ulaşıp da içeriden göğüs kafesime değdiğinde bir daralma hissi bende. Nefesim kesiliyor. Dehşete kapılmak dediğimde kastettiğim işte bu an. 
Aktif eğitim sisteminin farklı bir yöntemi var. Tıp fakültesinin 1. sınıfından itibaren hasta muayene etmenin sistematiğini senaryolar üzerinden fark ediyor ve ilgili konuda sol…

Mini Mini Birler

Mini Mini Birler

Ne güzel aranıp sorulmak... "Yazmıyor musun? ", "Yazıyorsun da ben mi kaçırıyorum diye telaşlandım." diye sorulması. Yazamıyorum. En azından size. Yoksa ben aklımdan hep yazıyorum. O nedenle de başına oturunca sözcükler akıveriyor.
Sırada birkaç böyle anlatı olsa da ben araya giren konunun önceliğine kapılıp size anlatmak için klavyenin başına geçtim. İçimde kalmasın diye, içime sığmayacak denli coşkuya neden olduğu için.
Ders yılı başladı. Oldukça da hızlı. Aktif eğitim sistemi içinde farklı rollerimiz oluyor. Hem üçüncü sınıflara "kliniğe giriş uygulaması" hem beşinci sınıflara "göğüs hastalıkları staj dersi" hem de birinci sınıflarla ilk günlerinin deneme probleme dayalı öğrenme oturumu. 
Akademisyen olmanın en güzel yanı, öğrencilerim ve asistanlarımla geçen zamanlar. Hasta bakmak için akademisyen olmama gerek yoktu. Araştırma yapma kısmında kendimi aşmayı istesem de bunu dilediğimce başaramadım henüz. Ama eğitmenlik, yıllar…