Kayıtlar

Sonunda yazdım; neden hep yazacağımı

Resim
YAZMAK NEFESİM OLDU


Ne zamandır bekliyor bu konu. Sürekli aklımın bir yerinde duruyor; gizli ya da açık. Dilimin ucundan dostlarımla konuşurken kaçıveriyor. Parmaklarımın ucuna zaman zaman geliyor; hatta birkaç tümce yazmama neden oluyor, ama oradan hızla geri kaçıyor. Yazdıklarımı kaç kere sildiğimi anımsamıyorum. Öyle uzun uzadıya da değil; girizgâh yalnızca. Daha ötesi "yasaklı"... 
Yine birden içimde yükseldi. Parmaklarımın ucunda karıncalanma işaretiyle belirdi. Yıl dönümü yaklaşıyor diye olabilir. Asıl etken sabah okuduğum bir yazı. "Yazmanın zamansızlığı üzerine" başlıklı denemesinde Işıl Bayraktar, yazın serüveninin kişiler arasında nasıl değiştiği, neden yazdıkları konusunda yazarların farklı gerekçeleri olduğu üzerinden örnekler vermiş. Kendi yazma güdümü/dürtümü bilinç düzeyime yükseltip farkına varmamı sağlayan duygular içime üşüştü. Dürtü mü demeliyim yoksa güdü mü? Sözlük anlamlarına bakıp anlatmak istediğimi hangisinin daha iyi karşıladığını bulabiliri…

Bambaşka Bir Yaşam Öyküsü

Resim
Bambaşka Bir Yaşam Öyküsü
Yaşam öyküsü ile insanlara ilham kaynağı olan, ışık tutan ve yol gösteren insanlar genelde tarih anlatılarındadır. Oysa benim için yaşamın yanı başımdaki gerçeği… Babamın yaşam öyküsünün birçoğundan geri kalmayacağına bahse girerim. Önceleri sevilen, sayılan ve iz bırakan bir öğretmendi ve hatta benim de ortaokul yıllarımda fen bilgisi öğretmenim oldu. İzmir'deki bir okulda, yerini bile çok az kimsenin bildiği "Ders araçları" kurumundan alınmış filmlerden doğa olaylarını, yapamayacağımız ama öğrenmemiz gereken deneyleri onun sayesinde izlerken hep daha iyisini yapmaya uğraşmanın anlamını da görüyorduk. O yıllardaki sınıf arkadaşlarım ile halen ara ara haberleşiyoruz ve onların öğretmenleri olan babama karşı sevgisinin, saygısının sürdüğünü gördükçe babamla gurur duyuyorum. Zaman zaman eski öğrencileriyle de –neredeyse kırk yıl- karşılaşıyorum. Onlar da tanıklık ediyorlar babamın çok özel bir öğretmen olduğuna. Yaşamlarına öyle ya da böyle, bir şe…

Ölümde tanıştık

Resim
ÖLÜMDE TANIŞTIK
Bugün hiç tanımadığım bir kadının cenaze törenine katıldım. O anda ve sonrasında duygudan duyguya savruldum…
İşim gereği ölüm haberleri vermek ve duymak günlük olağan anlardan. İş ile ilgili olduğundan belki, öylesi bir haber olmaktan öteye geçmiyor. O an için üzülüyorum, ama kısa sürede bu duygudan çıkabiliyorum. Baş etme yolum bu olmalı. Yoksa çalışamaz duruma gelirdim.
Tanıdıklarımın cenaze törenlerine katılmamayı yeğliyorum. Bütün bastırılmış üzüntüler birleşip bilinçaltından bedene doğru kendilerine bir yol buluyorlar. Sonra ağla ağla… Neredeyse kendimden geçiyorum. Öyle ki cenazenin sahibi beni yatıştırmak zorunda kalıyor. İnsanoğlu bir muamma ve ben de istisna değilim.
Bugün katıldığım cenaze töreni ise şimdiye dek gittiklerimden çok farklıydı. Sade, içten, aşkla sarılmış… Bu söylediklerimde bir terslik yok. Evet, düğünden değil cenazeden söz ettiğimi biliyorum. Yoksa düğün müydü?
Bir arkadaşımızın halasının cenazesiydi. Kaybettiklerini, iki gün önce rastlantı sonu…

Sesin Hissi

Resim
Sesin Hissi
Kanepe misafirliği serüvenimin daha başlarındaydım, ama ileride bu konuyu bir kitap haline getirmeye çoktan karar vermiştim. Bu sistemi birçok yönü ile deneyimleme gereksinimim bu nedenle doğmuştu. Konuk olmak, konuk kabul etmek, couchsurfing aracılığıyla insanlarla buluşmak bunlardan bazılarıydı. Bolca konuk ağırlamıştım; güzel bir çeşitliliği vardı. Yazması da okuması da güzel olacak deneyimlerdi. Bir gün yurtdışına çıkacak olursam bu sistemi kullanarak gezeceğime kesin gözüyle bakıyordum. Hamili kart yakinimdir, yöntemiyle kendisi sisteme dâhil olmayan genç bir kız öğrenciyi Denizli’deki fizyoterapi kongresi için evimde konuk etmiştim. Geriye hangi seçenek kalmıştı? Konuk olmadan, yalnızca şehri gezmek için buluşmak. Bu da sistemde çok sık yapılan bir uygulamaydı. “Öğrenciyim/ailemle kalıyorum, evde konuk edecek ortamım yok. Ama dilerseniz bir kahve içmek için buluşuruz ve söyleşiriz,” diye yazıldığını ya da bu şekilde referanslar olduğunu görüyordum.Numunelik bir de bun…

Ah, o kanatlar

Resim
Ah, O Kanatlar!

Burada paylaştıklarım, yaşananlara bakış açımın ayrıntılarını düzenli okuyanlara iletiyor diye düşünüyorum. Benzer vurguları, farklı saptamalarımdan sonra yaptığımı fark ettiğim için bunu söylüyorum. Birkaç başlık altında sıralanabilecek bu bakış açılarından biri: "Yaşam, yolumuza yanıtlar serpiştirmiş." İş ki zihnimizi açıp soruları bulmuş olalım, gözümüzü açıp bu yanıtları görelim. Üstelik bu çabanın bize bir katkısı daha var: An'da kalmamızı da sağlar.
Epey uzun zamandır ayarlamalar yaptığımız, her defasında iki taraftan birinin engeli çıkması nedeniyle ertelenen buluşma, "Olmuyorsa daha iyi bir zamanda olacağı içindir" sözüne hakkını verecek biçimde gerçekleşti. Önceki ayarlamalar hep iki arada bir derede, ayak üstü, onu yaparken araya bu da giriverir tarzındaydı. Oysa dün, yalnızca bu buluşma için gün boşaltıldı, ev boşaltıldı, ayarlanan zamana bir sınır konmadı. Zihinler ve yürekler zaten çoktan beri hazırdı.
Buluşmanın karşı tarafı özel bir …