Kayıtlar

Uzun Yaşamanın Sırrı

Resim
“Uzun Yaşamanın Sırrı” hakkında bir konuşma yapmam istendiğinde önce çekindim. Çünkü konu hakkında uzman görüşü sunacak kadar bilgiye sahip değildim. Davet çok değer verdiğim bir insandan geldiği için reddetmeden önce durumu iyice bir tartmam gerekliydi.
Sonunda, bu konuşmayı yapmayı çok istediğimi görünce kendimi ikna etmeye koyuldum. Öyle ya bir doktor olarak nelerin yaşam süresini kısalttığını biliyordum. Hastalarımdan öğrenmeye önem verdiğim için yaşama ve ölüme, sağlığa ve hastalığa ilişkin onlardan çok şey duymuştum. Sıradan (tevazuya hiç gerek yok derseniz; tutkulu) bir yaşam sever olarak onun neşesini, gizemini yakalamak için her an yoğun bir şekilde uğraşıyorum. Bu gerekçeler içimi çok rahatlattı. Karar verdim: “Yaşama yıllar eklemek değil ama yıllara yaşam eklemek” konusunda bir konuşma yapabilirim.
Hemen hemen yaşamın ortası olan bu elli yılda, deneyimlerim ve öğrendiklerimden demlediklerimi dinlemeye hazır mısınız?
“Sağlıklı, mutlu ve uzun bir yaşama” odaklanmak istiyorum…

Ben istemedim ki sürprizi, kedi istedi...

Resim
Kış tatili yalnızca öğrencilere mi verilecek? Biz de çok çalıştık, çok yorulduk. Kısa da olsa bir tatili, nefes alma olanağını hak ettik. Atladık uçağa, üç günlüğüne Berlin'e gittik. Yediğimiz içtiğimiz bize kalsın, ben gezinin en en büyük sürprizini anlatayım.
Orada kuzinimiz Şiir var. Yazları o geliyor, kışları da biz gidiyoruz birkaç yıldır. İyi de oluyor. Yurt dışına bir gezide insanın akrabalarıyla beraber olmasının bir sürü güzel yanı var. Maddi kısmını saymıyorum bile. Gittiğim yerlerde her zaman evlerin içini, yaşayışları, kültürel özelliklerini merak ederim. Orada yaşayan insanlarla beraber olmak bu şansı veriyor. Arkadaşları ile neler yaparlar, sorusuna da kolayca yanıt bulunuyor. Gidilecek, görülecek yerlerin en iyisini bilen birisi rehberlik yapıyor. Senin zevklerini, beğenini bildiği için yönlendirmeleri çok yerinde oluyor. Bir de unutulmaz sürprizler hazırlayabiliyor...
Gittiğimizin ikinci günü akşamı için plan yapmayın, dedi Şiir. "Sürprizim var..." O san…

İNCE HASTALIĞIN İNCELİKLERİ

Resim
Ülkemizde verem savaşı dispanserlerinin tarihsel işlevlerini tamamladığı yanılgısına kapılan kesimlerin olduğunu görüyoruz. Oysa kalıcı doktor ve yardımcı sağlık personellerinden oluşan, tüberkülozla savaşımın gereklerini içine sindirmiş, eğitilmiş ve özveri ile işlerini yapan dispanserlere, çalışanlarına halen gereksinimimiz var. Tüberkülozun dünya ve Türkiye tarihi, bakmasını, yorumlamasını bilene çok önemli dersler içerir. Özellikle de "ne oldu?" sorusuna yanıt aramak adına geçmişte yaşananları betimlemek yerine "niçin oldu?" sorusuna yönelik toplumsal, demografik, kültürel, parasal vb. birçok yönünü araştıranlar için. 
Beş bin yıldır insanda hastalık yapıyor olsa da, 1882 yılından beri tüberküloz hastalığının etkeni olarak tanıdığımız, aslında yüz milyonlarca yıldır varlığını sürdüren bir mikroorganizmadan söz ediyoruz. Tedavi arayışlarına ilişkin renkli anlatılara sahip olsa da 1952 yılında ilk ilacının bulunmasıyla birlikte tedavisinin temel ilkeleri ve sorunl…

Kasım'da Her Şey Bir Başkadır

Resim
Uzun yıllardır "Ne aydı ama!" dediğimi anımsamıyorum. Kasım ayının ilk gününden itibaren şu son gününe dek benim için sürekli bir telaş, heyecan ve yüreğin ağızda olma hali vardı.

Güzel anlarla ve yeni açılımlarla dolu geçti. Eskinin güzelliklerinin yinelenmesi, bir üst düzeye çıkarılması anlarıyla taçlandı. Anlatayım, efendim.
Türk Toraks Derneği'nin Bülten ve İnternet sorumluluğuna aday olup seçimde bu onura hak kazanmamdan sonra paçalarım tutuşmuş, hakkını verebilmek için kolları sıvamıştım. Sosyal medya kısmı en zayıf olduğum alandı. Adaylığımı açıklamanın hemen öncesinde bir tweeter hesabı açtığımı söylersem düzey anlaşılır sanırım. Bültenin sevdasına bu yola girmiştim ve kucağımda kocaman karmaşık bir ağ bulmuştum. Ucunu aramaya koyulduğumda umutsuzluğa kapıldım. Tek başıma yapabileceğim bir iş değildi. Ekip oluşturmalıydım. Onun için de bir kısmı ile yüz yüze karşılaşmadığım, ama sosyal platformlarımızda aktif olduğunu bildiğim, konu ile ilgili yetkinliklerine ve…

Sıradaki...

Resim
İnsanın hayalleri olacak ki gerçekleri olabilsin. Ne kadar uzun zamandır söylüyorum bunu.

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 2016 Mezuniyet töreninde mezunlar adına konuşmamı yaparken de söylemişim.

Bugün o konuşmayı youtube kanalıma yükledim. Dün elime geçmişti. Bugünü bekledim çünkü ALES sonuçlarının açıklanacağını biliyordum. Yüreğim ağzımda bekliyordum. Sabah güzel haberi aldım. Yüksek lisans ve ardından doktoraya yetecek puanı alabilmişim. Dil sınavı ve mezuniyet not ortalamam da yeterli. O zaman sırada nerede yapacağımı seçip başvurumu gerçekleştirmek var. Sonra? Sıradaki....

Aşağıdaki link aracılığı ile youtube kanalımdaki konuşmama erişebilirsiniz. Oradaki diğer videolara bakmak da isteyebilirsiniz.
AÖF mezuniyet töreni konuşmam 2016







Tren Yolculuğu

Resim
Tren biletini cebime koyduğumdan beri aklım başımda değil. Uzun zamandır düşlediğim bir yolculuk gerçekleşecek; bu bilet de onun somut kanıtı, ama aklımı başımdan alan bundan çok fazlası. İki gün önce, ani bir karardı. Ayaklarım beni gara götürmüş; ayrımında değildim. Hep olduğu gibi üzerinde uzun uzadıya düşünebilir, birikmiş ve birikmeye devam eden işleri, sorumlulukları gerekçe göstererek hevesimi yatıştırabilir, gidişimi bir türlü gelmeyen bir geleceğe erteleyebilirdim. Buna olanak kalmadan bilinçaltım kontrolü ele aldı. Kendimi bilet gişesinin önünde buldum. O anda da cayabilirdim ama, zamanın artık geldiğini ta içimde duyuyordum.
Sonrasını bilinçli getirdim. “Denizli-İstanbul trenine bilet lütfen…” Gişedeki adamla trenin kalkış saati dışında hiçbir şey konuşmadık. O, gün boyu türlü türlü soruya, hiç de işi olmadığını içinden yineleyerek yanıt verdiği için bu suskunluğa minnet duydu. Ben ise içimden kendimle konuşmaya kendimi iyice kaptırmıştım. Hiç sormadan fazlaca bir miktar par…

Orada Bir Doktor Vardı Uzakta

Resim
Ben doktorum, bir kadın doktor... Cinsiyete dayalı bir tanımlama yapmak istemezdim ama yazımı okuyunca neden böyle söylediğimi anlayacaksınız. Şimdi bir Tıp Fakültesinde öğretim üyesiyim. Onca koşturmadan sonra geriye bakıp neler yaşandı, diye düşünmeye sıra geldi sonunda. Meslek serüvenim uzun bir süre önce başladı. O zamanlar doktorlar zorunlu göreve gidiyordu. Fakülteyi bitirdikten sonra iki yıl pratisyen hekim olarak çalışmadan diplomamızı alamıyorduk. 

Tıp Fakültesinin son sınıfını bitirdiğimde iki arkadaşımla birlikte, Belçika’nın Gent kentine staja gitmiştik. Kendi isteğimiz, kendi olanaklarımızla. Üniversite hastanesinden seçtiğimiz bölümlerle yazıştık, kabullerimizi aldık, ayarlamaları yaptık ve bir ay geçirmek üzere yola çıktık. Yaşamımın dönüm noktalarındandır, ama bu başka bir anlatı konusu. Yine de oradaki deneyimimden birkaç alıntı yapmazsam daha sonraki karşılaştırma yeterince gerçekçi olamaz. Bir aylık süre boyunca genel cerrahi bölümünde staj yaptım. Beklediğim üzere am…